DOLAR EURO STERLİN İSV. FRANGI KANADA D. AVUSTRALYA D. GRAM ALTIN GÜMÜŞ ÇEYREK ALTIN BIST 100 BITCOIN ETHEREUM
Köşe Yazıları

Hakan Kuruoğlu: Emekli Maaşı Bir Haftayı Bile Çıkarmıyor!

Türkiye ekonomisinin en kırılgan grubu haline gelen emeklilerin yaşadığı alım gücü sorunu, siyasetin de ana gündem maddesi olmaya devam ediyor. Yeniden Refah Partisi kanadından gelen son değerlendirmede, mevcut tablo “sosyal bir çöküş” olarak nitelendirilirken, çözüm adresi olarak Refahyol hükümeti dönemindeki uygulamalar işaret edildi.

Hakan Kuruoğlu, kaleme aldığı “Bu Nasıl Düzen?” başlıklı yazısında, emeklilerin sadece ekonomik değil, sosyolojik bir travma yaşadığına dikkat çekti.

İşte o dikkat çeken köşe yazısı:

Hakan Kuruoğlu: “Emeklilik Hakkı Geçim Çilesine Dönüşmüştür”

“Türkiye Cumhuriyeti’ni ayakta tutan; yıllarca alın teri döken, vergi veren, üreten ve devletine sadakatle hizmet eden milyonlarca emekli bugün açlık sınırının dahi altında kalan maaşlarla yaşamaya mahkûm edilmiştir. Ortaya çıkan bu tablo artık yalnızca ekonomik bir sorun değil; vicdani ve sosyal bir çöküştür.

Bugün emekliler; kira, gıda, ilaç ve faturalar arasında sıkışmış, pazara çıkamaz, torununa harçlık veremez, sağlık hizmetlerine erişirken dahi hesap yapmak zorunda bırakılmıştır. Bir ömür çalışmanın, bu ülkeye hizmet etmenin karşılığı geçim sıkıntısı ve onur kırıcı bir hayat olmamalıdır.

Bu nasıl bir düzendir ki; Emekli maaşı bir ayı değil, neredeyse bir haftayı bile karşılayamaz hâle gelmiştir. Enflasyon kâğıt üzerinde düşerken, emeklinin mutfağındaki yangın her geçen gün büyümektedir. Lüks, israf ve faiz düzeni sürerken, emekliye yalnızca “sabır” telkin edilmektedir.

Yeniden Refah Partisi olarak bizler, emeklinin yaşadığı bu tabloyu bir bütçe kalemi değil, doğrudan bir sosyal adalet meselesi olarak görüyoruz. Mevcut ekonomik anlayış; üretimi, adil paylaşımı ve insan onurunu değil; rantı, faizi ve günü kurtarmayı esas almaktadır. Bunun bedelini ise en ağır şekilde emekliler ödemektedir.

Emeklilerin refahının çaresi Yeniden Refah Partisi’ndedir. Bunun en açık ve tartışmasız örneği, merhum Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hocamızın yalnızca 11 aylık başbakanlığı döneminde ortaya koyduğu icraattır. O dönemde emekli maaşlarına yüzde 300’e varan artışlar yapılmış, emekli bu ülkenin asli unsuru olarak görülmüş, alın terinin karşılığı teslim edilmiştir. Kısa sürede yapılan bu düzenlemeler, niyet olunca, adil bir anlayışla yönetilince emeklinin nasıl rahatlatılabileceğini açıkça göstermiştir.

Biz diyoruz ki; Emekli maaşları insan onuruna yaraşır bir seviyeye çıkarılmalıdır. En düşük emekli maaşı, açlık sınırının değil, yoksulluk sınırının üzerinde olmalıdır. Emekliye yapılacak her artış bir “yük” değil, sosyal devletin asli gereğidir. Kaynak yok denilmektedir; oysa kaynak vardır. Ancak bu kaynak faize, israfa ve imtiyazlı kesimlere aktarılmaktadır.

Yeniden Refah Partisi’nin savunduğu adil ekonomik düzen, emekliyi sadaka kültürüne mahkûm eden değil; hakkını tam ve zamanında teslim eden bir anlayışa dayanmaktadır. Emekliler bu ülkenin yükü değil, temel direğidir.

Bu düzen değişmelidir. Bu düzen değişecektir. Çünkü emeklinin ahı, bu düzenin en ağır muhasebesidir.”


Karasu Gündem Editör Masası: Tarihsel Referans ve Sokağın Gerçeği

Hakan Kuruoğlu’nun kaleme aldığı satırlar, Türkiye’deki emeklilik sisteminin içinde bulunduğu krizi hem güncel verilerle hem de siyasi tarih referanslarıyla analiz ediyor. Metnin satır araları okunduğunda, özellikle iki temel argümanın ön plana çıktığı görülmektedir.

Refahyol Dönemi ve “Mümkünlü” Vurgusu Yazının revize edilen bu bölümünde dikkat çeken en önemli detay, 54. Hükümet dönemine yapılan atıftır. Kuruoğlu, emekli maaşlarına yapılan yüzde 300’lük zammı hatırlatarak, mevcut ekonomik krizde sıkça dile getirilen “kaynak yok” savunmasına tarihsel bir antitez geliştiriyor. Bu yaklaşım, emeklilerin yaşadığı sorunun teknik bir imkansızlık değil, bir “tercih meselesi” olduğu tezini güçlendirmektedir. Siyaset sosyolojisi açısından bakıldığında bu hatırlatma, seçmen hafızasını tazelemeyi ve Milli Görüş geleneğinin ekonomi pratiğini referans göstermeyi hedeflemektedir.

Enflasyon Hissiyatı ve Yaşam Standardı Metinde geçen “mutfaktaki yangın” ifadesi, TÜİK verileri ile çarşı-pazar fiyatları arasındaki makasın açıldığını gösteren en somut göstergedir. Emekli maaşının “bir haftayı bile karşılayamaz” hale gelmesi tespiti, büyükşehirlerde ve turizm bölgelerinde yaşayan emekliler için matematiksel bir gerçekliğe dönüşmüştür. Barınma ve gıda maliyetlerinin sabit geliri aştığı bir ortamda, emeklilerin sosyal hayattan çekilmesi, toplumsal psikolojiyi de derinden etkileyen bir faktör olarak karşımıza çıkmaktadır.

Sonuç itibarıyla Kuruoğlu’nun analizi; emeklilik hakkının sadece bir maaş ödemesi değil, bir itibar meselesi olduğunu vurgulamaktadır. Tartışmanın “bütçe yükü” ekseninden çıkarılıp “sosyal adalet” zeminine çekilmesi, çözüm arayışlarında bakış açısının değişmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu