Yeni Bir Yıla Girerken: Değişen Takvim mi, Değişmeyen Düzen mi?

Yeni bir yıla giriyoruz. Takvim yaprakları usulca düşüyor. Ancak bu ülkede bazı yükler hâlâ yerinde duruyor. Değişen yalnızca tarih oluyor; hayatlar, dertler ve uzun bekleyişler aynı ağırlıkla omuzlarımızda kalıyor.
Türkiye’de yeni yıl umutla karşılanması gerekirken, birçok insan için bu umut yerini belirsizliğe bırakıyor.
Adalet Gecikiyor, Sessizlik Normalleştiriliyor
Demir parmaklıkların ardında özgürlüğü bekleyen binlerce insan var. Adaletin gecikmesini kabullenmemiz, hatta buna alışmamız isteniyor. Oysa geciken adalet, adalet değildir. Bir ülkenin vicdanı, en çok da sesini çıkaramayanların durumuyla ölçülür.
Bugün Türkiye’de adalet sistemi tartışılırken, asıl sorun hukukun kendisi değil; gecikmenin, keyfiyetin ve sessizliğin normalleştirilmiş olmasıdır.
Ekonomik Kriz Bir Rakam Değil, Günlük Hayat
Ekonomik sıkıntı artık bir istatistikten ibaret değil. Bu sorun, doğrudan gündelik yaşamın kendisi hâline geldi. Ay sonunu değil, günü kurtarmaya çalışan milyonlar var.
Pazar yerlerinde çürümüş sebze ve meyve toplayanlar, soğukta ve karanlıkta kâğıt ya da plastik toplayarak evine ekmek götürmeye çalışan onurlu insanlar… Bunlar istisna değil. Aksine, “yeni normal” diye sunulan bir düzenin sonucu.
Sormak zorundayız:
Bu bir kader mi, yoksa bilinçli bir tercih mi?
Sağlık Hakkı Beklemeye Alınmış Durumda
Hastane koridorlarında bekleyenler var. Sıra numarasına sıkışmış umutlar, geciken tetkikler, aylar sonrasına verilen randevular…
Sağlık bir lütuf değildir, temel bir haktır. Bir toplum, yurttaşını en kırılgan anında yalnız bırakıyorsa; orada yalnızca sistem değil, anlayış da sorgulanmalıdır.
Kadınlar Hayatta Kalmaya Çalışıyor
Ve kadınlar…
Her biri yarım bırakılmış bir hayat olan kadın cinayetleri, bu ülkenin en derin yaralarından biri olmaya devam ediyor. Korunamayan, duyulmayan, görmezden gelinen kadınlar…
Bir ülkede kadınlar hayatta kalmaya çalışıyorsa, orada adalet eksiktir. Bu gerçeği görmezden gelmek, bu eksikliğin bir parçası olmaktır.
Geçmiş Zor Günleri Aştık, Gelecek Cesaret İstiyor
Bu ülke geçmişte daha zor dönemlerden geçti. Dayanışmayla ayağa kalktı, akılla yol buldu, vicdanla yönünü düzeltti. Geleneklerimiz sabrı, tarihimiz direnci öğretir.
Ancak gelecek yalnızca sabırla gelmez.
İrade ister.
Cesaret ister.
Bu Düzen Değişecek mi?
Soru net:
Bu düzen değişmeyecek mi?
Cevap da net:
Değişecek.
Çünkü bu halk; emekçisiyle, kadınıyla, hastasıyla, yaşlısıyla, genciyle daha iyisini hak ediyor.
2026 Bir Temenni Değil, Bir Söz Olsun
2026 yılı için söylenenler bir temenni olarak kalmamalı. Bir söz olmalı.
Adaletin gecikmediği, kadınların güvende olduğu, gençlerin umutla baktığı, yaşlıların huzur bulduğu, emeğin karşılığını aldığı, kimsenin çöpten geçinmek zorunda kalmadığı bir ülke için…
Takvim değişiyor.
Şimdi sıra, vicdanı değiştirmeden düzeni değiştirmekte.




